Roby LakatosBir haftada aynı şirketle ilgili iki yazı yazınca, sanmayın Uludağ İçecek bu gazeteye reklam yağdırdı! Şimdiye kadar reklam vermişler midir, vermemişler midir? Vermişlerse ne zaman, ne kadar vermişlerdir beni ilgilendirmez. Gazetenin reklam politikalarını yöneten arkadaşlar düşünsün. Ben, Bursa’nın en önemli ve en eski markası Uludağ İçecek’i bu köşeye haftada iki kez taşıyorsam, yaptıklarına önem verdiğimiz içindir.

Öncelikle Erbak ve Kızıl ailelerini yürekten kutluyorum. Dedelerinin yarattığı değeri günden güne büyütüyorlar. Uludağ İçecek Grubu şirketlerinin bugünkü büyüklüğü, üretimle ilgili rakamları hafta içindeki yazımızda vermiştik. Bu yazıda, Uludağ İçecek’in Türk Markaları Kitabı’nda yer alışını kutlamak amacıyla verilen davetten izlenimlerimizi aktaracağız.

Davet Merinos AKKM’de idi. Almira Otel’den alınan yiyecek hizmetiyle sunulan ayakta yemeğin içecekleri, tahmin edersiniz ki sadece Uludağ markalıydı.

BURSA MARKASI VE BURSALILAR

Bilindiği gibi Merinos AKKM’de alkollü içecek servisi yapılmıyor. Davetlilerden bazılarının, “böyle güzel bir organizasyonda, böyle şık bir ortamda, böyle güzel yemeğin yanında bir kadeh kırmızı şarap çok da iyi olurdu, ama yapacak bir şey yok” şeklindeki sözlerini kulaklarımız aracılığıyla beynimize kaydettik.

Davetlilerin neredeyse tamamının Bursalı oluşu dikkatimizi çeken önemli bir durumdu. Uludağ İçecek yöneticilerinin, geçen günkü basın toplantısında yaptıkları “Bursa ve Bursalı” vurgusundan sonra bu tablo normaldi elbette…

Bu tabloda bizi daha da mutlu eden, Bursalı bir dünya markasının, kültürel yozluğun değer olarak sunulduğu bir Türkiye’de Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın ana sponsorlarından birisi olmasıydı. Uludağ İçecek’in pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı Ömer Kızıl’ın da Bursa Flarmoni Derneği Başkanı olmasıydı.

Davette, önce tanıtım filmi izlendi. Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erbak konuştu. Sonra Reklamcılık Vakfı Başkanı Haluk Sicimoğlu, ardından vakfın yayını olan Türk Markaları kitap serisini hazırlayan Prof. Dr. Nükhet Vardar ve son olarak da Ömer Kızıl konuştu.

ŞEYTANIN KEMANCISI LAKATOS

Davetliler daha sonra hep birlikte Merinos AKKM Osmangazi Salonu’na geçti. Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın konuk sanatçısı, “Şeytanın Kemancısı” olarak tanınan Çingene kemancı Macar Roby Lakatos ve grubuydu.

Lakatos’u canlı izlemek başka, bu yazıyı yazarken kayıttan dinlemek başka bir keyif… Pek çok insanın sözle ifade edemediği duyguyu, kemanın tellerinde yarattığı titreşimle anlatabilen bir virtüöz…

Grupta Lakatos’la birlikte bir keman daha, piyano, akustik gitar, kontrabas ve elektrogitar ile santurun ayaklı modeli cimbalom var.

Kısacası, Roby Lakatos Grubu’nun, Ender Sakpınar şefliğindeki BBDSO Orkestrası ile birlikte verdiği konser muhteşemdi. Uludağ İçecek Grubu yöneticileri ile tüm fertlerine, kültüre katkılarından ötürü ne kadar teşekkür etsek azdır.

///

 

Celal Bayar Kütüphanesi’nin

kapısına neden kilit vuruldu?

 

Türkiye’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Gemlik Umurbeyli olduğunu bilmeyen yoktur. Bayar’ın Umurbey’de doğduğu ev müze halinde… İstanbul yolundan görülebilen anıt mezarından biraz ötede 25 bin civarında kitap ve belgenin bulunduğu kütüphane, Celal Bayar Vakfı’nın kontrolündeydi. Kütüphane şu sıralar kilitliymiş.

Gidip görmedik… CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinden öğrendik. Kaleli’nin, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde şöyle demiş:

“Ülkemizin üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın doğum yeri olan Gemlik Umurbey’de bizzat kendisinin açtığı kütüphanenin kapısına kilit vurulmuştur. Giderleri Celal Bayar Vakfı tarafından karşılanan kütüphanede 9 bini Celal Bayar’a ait olmak üzere 25 bin kitap bulunmaktadır.

Kütüphane yazma eser, gazete, süreli yayın ve çok zengin fotoğraf koleksiyonuna sahip olduğu gibi 20. yüzyıl Türkiye’sinin siyasi tarihi açısından da en zengin vakıf kütüphanelerinden biri konumundadır. Ancak gerekli tadilatlar yapılamadığı için tavanı akan, yer döşemeleri kalkan kütüphanenin kapısına bakımsızlıktan dolayı kilit vurulmuştur. Bu nedenle 1970’te Celal Bayar’ın çabalarıyla kurulan kütüphane aylardır hizmet verememektedir. Bu bağlamda;

1- Yakın dönem Türk tarihi ve siyasi yaşamı açısından ülkemizdeki en zengin vakıf kütüphanelerinden biri olan ve üçüncü Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın emaneti sayılan kütüphanenin bakım, onarım ve tadilatı için Bakanlık olarak bir girişimde bulunulacak mıdır?

2. Kütüphanede bulunan kitap, fotoğraf, yazma eser, süreli yayın ve Türk Kurtuluş Savaşı dönemine ait nadide koleksiyonun korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması yönünde bir çabanız olacak mıdır?”

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

Adil olmalı terazin
Yoksa bir garezin
Görmüyoruz sanma
Yazıyoruz diye magazin

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır