gazetecilere saldırıYeni yılın ilk günü… Dilekler, daha refah, insan hak ve özgürlüklerinin yerleştiği, daha mutlu bir yaşam için… Geleceğe güvenle bakabileceğimiz bir ülke hepimizin hayali… Dünden bugüne değişen hiçbir şey yok oysa… Bugünkü ülke tablosu karanlık… Yine de umutlarımızı yitirmememiz, bu dileklerin gerçekleşebilmesi için çaba harcamamız gerekiyor. Aydınlık bir gelecek için her birimize düşen görevler var. Doğruları, adaleti, daha doğrusu hukukun üstünlüğünü hakim kılma yolunda yapacağımız bir şeyler var hepimizin…

GAZETECİ SORU SORAR, YANIT ALIR!

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, bu köşe şahsıma kamu adına teslim edildi. Kişisel egolarımı tatmin için değil. Eğer hala Türkiye’de basının dördüncü kuvvet olduğunu düşünenler varsa ki, bundan vazgeçilmemesi lazım… Halk adına denetçi, sorgulayan, yanlışların üzerine giden ve bunu da okurla paylaşan biz gazetecilerden son yıllarda yakınmalar arttı, biliyoruz. Oysa evrensel ilkeler, gazeteciye çok ağır sorumluluk yükler. Gazeteci kamu adına soru sorar, yanıt alır ve bunu yazar. Asla verilenle yetinmez. Perde arkasını araştırır, madalyonun arka yüzünü görmeye çalışır. Gazetecinin, yöneticilere, politikacılara yaranmak gibi bir derdi de olmamalıdır.

BÜROKRAT, POLİTİKACI YANAŞMASI

Gazetecilik mesleğine, matbaada hurufat dizerek başlamış ve 30 yılını vermiş, sadece “fikir işçisi” olarak kazandığıyla yaşamını bu aşamaya getirmiş biri olarak bu onurlu mesleğin ayaklar altına alınmasına tahammülüm kalmadı artık.

Nitekim önceki akşam, Bursa Valisi Münir Karaloğlu ile Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’in de bulunduğu bir ortamda patladım. Haftalık mı aylık mı hangi periyotta çıktığını bilmediğim politikacı gazete sahibi, gazetecilik üslubuna uymayan bir şekilde giriş yapınca, konuşmasına müdahale ettim.

Zaten bu şahıs, Vali Karaloğlu’nun geçen hafta düzenlediği basın toplantısında, Vali Bey’in masasında olamamaktan ötürü ne kadar üzüldüğünü, sözde soru sormak için mikrofonu eline aldığında bizzat ifade etmişti. Çıkışta, “Sen benim sözümü nasıl kesersin, terbiyesiz adam” diyerek önümü kesti.

VALİ: GAZETECİ TANIMINDA ÇOK TUTUCUSUNUZ

Vali Karaloğlu, Rektör Dilek ve toplantının diğer paydaşlarına karşı ayıp ettim farkındayım ama bu çıkışın yapılması gerekiyordu ki, bazı muhabir ve kameraman arkadaşlarımın “Ağzına sağlık ağabey” demesi, onların da hislerine tercüman olduğumu gösterdi.

Toplantı sonunda Vali Münir Karaloğlu’ndan bu davranışım için özür diledim. Vali Bey’in yanıtı ise “gazeteci tanımında çok tutucu olduğum” yönündeydi.

Niye böyle dediğini anlıyorum elbette Sayın Vali’nin! Zira bir hafta önceki basın toplantısına, müzik yayını yapan radyo temsilcilerini bile çağırmış olmalarını eleştirmiştim.

KOLAYLI’DAN YASA TEKLİFİ ÇALIŞMASI

Peki, bugün pek çok mesleğe ait bir oda varken ve bu odalara kaydı, gerekli donanım ve koşullara sahip olmayanlar söz konusu mesleği yapamazken, neden önüne gelen gazete çıkarabiliyor, gazetecilik yapabiliyor?

Tabii bu sorunun çözümü ancak bir yasal düzenlemeyle olanaklı… Yönetim kurulu üyesi olduğum Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin ve Marmara Gazeteciler Federasyonu’nun Başkanı Nuri Kolaylı’nın bu konuda hukukçularla birlikte hazırladığı bir yasa tasarısı çalışması var.

Tasarı kabaca, gazetecilik mesleğine de oda yapılanması getiriyor. Eğer yasa teklifi siyasetçiler tarafından destek görür de yasalaşırsa, gazeteciler, söz konusu odaların zorunlu eğitim süreçlerinden geçmek zorunda kalacak.

İŞTE O ZAMAN…

İletişim fakültelerinin öğretim üyeleri tarafından verilecek dersler, gazetecilik yapacaklara en azından meslek etiğini öğretse, bu alanda kalite sıçrama yapar…

O zaman, basın toplantısı düzenleyen kurum ve kuruluşlar, gazetecilere çağrı yaparken “kahvaltılı”, “yemekli” vurgusu yapmaktan kaçınırlar.

O zaman, soru sormak yerine, siyasetçiye, bürokrata yalakalık yapan sözde gazeteciler silinir gider piyasadan…

O zaman, şantajla gazetesine reklam alanlardan kurtulur bu ülke…

O zaman, basın toplantısı düzenleyecek kurum ve kuruluşlar da, hangi gazetecileri çağıracağız diye kara kara düşünmezler… “Onu çağırıp bunu çağırmazsak, çağırmadıklarımız aleyhimizde yayın yapar” korkusundan kurtulurlar.
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Ne umuyorsunuz yeni yıldan
Yığınlar yoksun akıldan
Umudunuzu kırmak istemem ama
Ortalık geçilmiyor kıldan

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır