CHP Bursa’da üç merkez ilçe Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer’de belediye meclis üye adaylarını belirlemek üzere sandık heyecanı yaşandı dün…

Nilüfer’de oturmama karşın sabahın köründe işim gereği Yıldırım’daydım. Otosansit’te seçimlerin yapıldığı salonda epey vakit geçirdim. Öğle saatlerinde de kısa bir süre Osmangazili CHP’lilerin oy kullandığı salonu gözledim. Nilüfer seçimlerinin yapıldığı, Bankalar Caddesi’ndeki salonun önünden aracımla geçerken de “CHP demokrasisi”ne el salladım sadece…

ŞİŞ KEBAP YAPAR GİBİ!

CHP’nin dün yaptığı seçimlerin modelini, Can Ertan bundan 10 gün kadar önce yazdığı bir yazıda çok güzel anlattı Bursa Haber’de… “Fermuar Yöntemi”ydi… Belediye meclis üyelerinin 2,4,6 gibi çift sayılara denk düşen üyeleri sandıkta, partililerin oylarıyla belirlenecekti. 1,3,5 gibi tek sayılara denk gelenler ise kontenjandan çıkacaktı.

Bir kontenjandan, bir sandıktan, bir domates ve biber dilimi, bir kontenjandan, bir sandıktan araya bir defne yaprağı!

Pardon!

Afedersiniz şiş kebap tarifine kaydı birden aklım!

Niye bütün üyeler sandıktan çıkmıyor ki? Ağzınızı doldura doldura söylediğiniz demokrasiye başka bir tarif mi buldunuz yoksa?

ARMUT PİŞ, AĞZIMA DÜŞ!

Öyle işte!

Anlamışsınızdır yöntemin nasıl işlediğini… Tabii bu durumda ne oluyor? Demokrasinin şehvetle dillendirildiği, sözde sol partinin fermuar demokrasisine başkaldırı başlıyor. Yetkeleri olsa başkaldıranlar da kafalarına göre kesip biçecekler ama ellerinde değil…

Sandıktan çıkmaya çalışanlar başkaldırı durumundayken, kontenjan adaylığı için başvuranlar ise kendilerini listelere yazacak parti ileri gelenlerini memnun etmenin yollarını arıyorlar!

Kimileri de verilen sözler gereği, şimdiden belediye meclis üyesi seçilmiş gibi kasım kasım kasılıyorlar! Teşkilatlarda uzun yıllar görev yapmış olmanın bedelini alacak olmanın hazzını yaşıyorlar.

EN ÇOK BENİM HAKKIM!

Soruyoruz, “Nedir özelliğiniz? Mesleğiniz? Beceriniz?”

“Ben” diyor, “Gecenin yarısında bile cenazesi olanın cenazesine koşarım. Belediyelerde işi olanın işini takip ederim. Ama bir inşaat mühendisi, bir mimar, bir avukat ya da mali müşavir bu işlerle uğraşmaz!”

Aynen böyle diyor. Uzun yıllardır partinin ve partililerin hizmetkarı olmasından ötürü belediye meclis üyeliğini kendisinde hak görüyor adam… Yedi sülalesinin CHP’li olmasından da cesaret alıyor.

Bu mudur, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu parti CHP’nin düşeceği durum?

Böyle bir partinin her üyesinin eğitimli, donanımlı olması gerekmez mi? Bu kafayla çağdaş Türkiye nasıl kurulabilir ki?

Özetle;

Belediye meclislerini oluşturacak fermuar sistemi kolay kolay çalışmaz ve kalır alet-i ayan!

///

Depremci Eyidoğan,

Osmangazi’yi

gözetleseydi keşke

CHP, üç merkez ilçeye üç İstanbul milletvekilini gözlemci olarak gönderdi. Yıldırım’da jeofizikçi Prof. Dr. Haluk Eyidoğan vardı.

CHP Yıldırım İlçe Başkanı Güner Aklan ve arkadaşlarının başarılı organizasyonuyla çok düzenli bir şekilde işleyen seçim sırasında uzun uzun sohbet ettik Prof. Eyidoğan’la…

“Osmangazi seçimleri daha sarsıntılı, sizin uzmanlık alanınıza giren yer orasıydı” dedik, güldü. Yıldırım’da görev almayı kendisi istemiş. AKP’nin yüzde 67 oy oranına sahip olan ilçeyi gözlemlemek daha ilginç olacakmış!

Yıldırım’ın yoğun göç alan bir ilçe olduğundan bahisle, Türkiye’de doğudan batıya göçün 60 yıldır bitmemesinin yarattığı sıkıntılara değiniyor. GAP Projesi kapsamındaki yatırımların neden hala tam kapasite kullanılmadığını soruyor, yanıtını da yine göçe bağlıyor.

Ciddi bir planlamayla göç durdurulamadığı takdirde, dengeli politikalar üretilemeyeceğini savunuyor Eyidoğan… Aslında göçün nedeni ekonomik ve sosyal politikaların dengesizliği…

Bir çeşit bumerang… Dengesiz politikalar göçü körüklüyor, göç dengesiz politikaları…

Ve sonuca ulaşıyor tabii ki;

Bu geri kalmışlık değil de nedir?

Planlamadan bahsederken, geçmişte CHP’lilerin plan savunmasına, AP’lilerin “Plan değil pilav lazım” karşılığına Eyidoğan “Artık pilav da bulamıyoruz” diyerek, tarım politikalarındaki sakatlıklara işaret ediyor.

Noktayı koyuyor sonra; “Türkiye’de seçilenler ne zaman dinine, mezhebine, etnik kökenine değil de yetenek ve becerilerine bakılarak seçilir, o zaman adam oluruz!”

///

CHP adayı Necati Şahin’e bir soru:

Doğduğun yer mi, doyduğun mu?

İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi’nde çoğunluk aranmaksızın genel kurul haftaya yapılacak. Çağdaş Mühendisler Grubu’nun adayı Ertuğrul Akagündüz… Çalışma Grubu’nun adayı ise Basri Akyıldız

Akademik meslek odaları her ne kadar yasal olarak siyasi partilerle işbirliği yapamasalar da gayriresmi dayanışma içinde olabiliyorlar. Çağdaş Mühendisler adı üstünde, Çalışma Grubu ise her daim muhafazakar kesimi temsil etti.

Necati Şahin de oda başkanlığına seçilirken Çalışma Grubu’nun adayı olarak seçildi. Oysa şimdi CHP’nin belediye başkan adayı…

Bu durumda Necati Şahin’in Çağdaş Mühendisler grubunun yanında görünmesi gerekir mi gerekmez mi? Üstelik Çağdaş Mühendisler Grubu’nun adayı Ertuğrul Akagündüz 2002-2003 yıllarından CHP Bursa İl Başkanlığı yapmış birisiyse…

Anladığınız gibi Şahin, eskiden olduğu gibi Çalışma Grubu’nun destekçisi… Zira, Basri Akyıldız, Şahin’in yönetiminde İMO Bursa Şube sekreteri idi.

Ortada çok yaman bir çelişki var.

Necati Şahin’e sorsak, “Ben CHP’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayıyım. Taraf tutmam söz konusu olamaz. İki tarafa da eşit mesafedeyim. Herkesin oyuna talibim” der. Nitekim böyle dedi.

Ancak Çağdaş Gruba mensup mühendisler, kaygılı bir şekilde Necati Şahin’in Çalışma Grubu’nu desteklediğini konuşuyor.

Başlıktaki soruyu bu nedenle sorduk Necati Şahin’e…

Belli ki, henüz doğduğu yeri kafasından silememiş!

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

Doladık dilimize paralel yapıyı
Okuyoruz dikkatle her bir tapeyi
Bağırın avazınız çıktığı kadar
Hırsız var, kilitleyin kapıyı

Ayrıca bakınız:

Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır