Bundan iki yıl kadar önce İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği BaşkanıarkadaşımLevent Özen’in verdiği eğitimlerle oluşturduğum www.ihsanboluk.com.tr adresli blogum saldırıya uğradı. Levent kaç gündür uğraşıyor, henüz çözemedi. Facebook platformunda duyurduğum bu olay üzerine takipçilerim soruyor: “Kim/kimler yapmış olabilir?”

Vallahi bilmiyorum!

Evet, müzmin bir muhalifim. Kendimce yanlış gördüğüm her şeyi eleştiririm. Hükümeti eleştiririm, muhalefeti eleştiririm. Eleştirilerimden ötürü eleştirilirim de… Protesto edildiğim, kınandığım olur. Hızını alamayanlar küfür de eder, tehdit de…

Fakat şimdiye kadar hiçbir yazımdan ötürü ceza almışlığım, tekzip yayınlamışlığım yok. Yazdıklarımdan ötürü defalarca yargıç karşısına çıktım. Ama hiç birinden ceza almadım. Eleştiri ile hakaret arasındaki bıçak ağzı kadar ince çizgiyi hep kolladım çünkü…

KİMİN AYAĞINA BASMIŞIM?

Hatanın insana özgü olduğunu düşünür, yaptığım hatadan dolayı ötürü özür dilemekten de hiçbir zaman çekinmem.

30 küsur yıllık meslek hayatımda ilk kez bir fiili saldırı ile karşı karşıyayım. Adımı taşıyan ve yazılarımı paylaştığım www.ihsanboluk.com.tr‘yi kim ya da kimlerin sabote etmiş olabileceğine ilişkin de hiçbir fikrim yok…

“Son zamanlarda kimin ayağına bastın, bir düşün bakalım” dediler. Kimse gelmedi aklıma… Araştırmalarım kapsamında facebook ve twitter paylaşımlarımı inceliyordum.

2 Ocak tarihinde yayınlanan “Abi adamlar gezecek ama yazılım yapacaklar, art niyetli olmayalım!” başlıklı yazıma yapılan bir yorumdan, kısa adı BİSİAD olan Bilişim Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Osman Akın’ın facebook sayfasına ulaştım. Bir paylaşımının altındaki yorumlarda adımın geçtiğini fark ettim.

TÜRKİYE’DE SADECE 1 GAZETECİ!

Osman Akın, yazılım vadisi projesi tanıtımı sırasında kendini gazeteci diye tanıtan, kurucu başkanı olduğu işadamı derneğinden bile atılan birine yönelik tepkime ve projeye yönelik eleştirilerime çok bozulmuş ki, adımı vermeden sözde sektör temsilcilerini galeyana getirmiş…

3 Ocak tarihli paylaşımında şunları yazmış Osman Akın:

“Koskoca Bursa kentinde hatta nerdeyse koskoca Türkiye’de sadece 1 gazetecinin ne yapılmak isteneni ne de yapılanları anlamayıp, yapıcı eleştirilerle mesleğini icra etmesi yerine; olayı ‘bunlar gezecekler’ kısmına indirgeyerek; kente, proje ortaklarına hakaret etmesi ilginçtir. Açıkçası gerek şahsımı gerekse Bisiad Yönetim kurulundaki arkadaşlarımızı da bu durum son derece mutlu etmiştir. Çünkü bursa yazılım vadisi demek ki doğru yoldadır ve bundan da birileri rahatsız olmuştur. Yani her doğru işte olduğu gibi yine kentin el frenleri harekete geçmiştir. Ne bir belge ne de bir bilgiye dayanmadan yapılan iş nasıl gazetecilik olur onu da bilemem ama sonuçta Bursa Valisine, Rektöre, Btso ve Bisiad’a siz bu projeyi gezmek için mi yapıyorsunuz demek kadar abesle iştigal eden sadece bir kişiyi ciddiye almanın da aslında çok anlamı yok bence.”

PAŞA PAŞA TAZMİNAT!

Akıllı bir yönetici, en olumsuzdan bile yarar sağlamayı bilendir! Tebrik ediyorum kendisini! Aksini söylemesine karşın yazdıklarımı ciddiye aldığını gösteriyor!

Altındaki yorumlara baktığımızda ne görüyoruz peki?

Osman Akın vermiş coşkuyu, bilişimciler coşmuş! Öyle hakaretler etmişler ki bendenize! Bu hakaretlerinden ötürü büyük olasılıkla adliyede hakimlerle tanışacaklar, paşa paşa tazminat ödeyecekler bendenize…

Bu satırları okuyunca bazıları yorumlarını, hakaret içeren kelimeleri silecek. Ama silmenin bir işe yaramayacağını benden daha iyi biliyorlar. Bilişimciler ya!

Yorumlardan aldığı cesaretle Osman Akın bir kez daha gürlemiş. Bu kez üslup tehditkar!

AKIN’DAN TEHDİTKAR ÜSLUP!

“Şimdi son kez söylüyorum:

1- Sen bilişimden ve yazılımdan anlayan biri değilsin. Bir daha bilmediğin konularda ahkam kesme. Bilişim konusunda ise hiç ağzını açma… Yoksa rezil olursun.

2- bilişim sektörünün en önemli projelerinden biri olan yazılım vadisine dil uzatma. Yani işimize ve aşımıza tükürmeğe kalkma.

3- gazetecilik dersi vermeden önce dön aynaya bak. Gazeteci önce araştırır, öğrenir yani bilgi sahibi olur. Sonrada fikir üretir. Başkalarına gazetecilik dersi vereceğine önce kendin gazetecilik etiğine uymayı öğren.

4- meslektaşlarınla bir problemin varsa bunu bilişim sektörünün en önemli projesi içine bir daha taşıma. Git kendi meslek örgütün içinde çöz.

5- gazetecilik etiğine ve ahlaka uygun olmayan ve bursa kentine ihanetin devam ettiği sürece ne senin yazdığın gazeteleri okuruz nede reklam veririz. Bu kadar!”

Bunları okuyan, Bursa Haber Gazetesi sahibi Cüneyt Dizdar, beni işten kovar mı?

Kovar!

Baksanıza, bilişimciler reklam vermeyeceklermiş Bursa Haber’e…

Neyse kovulacağım anı bekleyeyim. Ama yazımızı tamamlayalım.

NE DEMİŞTİK Kİ?

www.ihsanboluk.com.tr ‘yi kim bombalamış olabilir diye sormuştunuz değil mi?

Vallahi bilmiyorum!

Ama bildiğim şu…

Yazılım vadisine yönelik eleştirim, yazılımda ilerleyebilmek için fiziki mekana gerek olmadığı yönündeydi. Teknolojiyi yakından takip edenlerden aldığımız bilgiyle, “Yazılım, kod yazmak düzeyinde ise katma değeri kalmadı. Amerika’daki Silikon Vadisi ise baz alınan, 1990’lı yıllarda insanların bir arada olması gerekiyordu. Oysa şimdilerde bulut merkezleriyle yürütülüyor bu işler. Artık ofisler internet üzerinde kuruluyor. Dolayısıyla fiziki mekana gereksinim kalmadı. Fiziki mekana para harcanacağına, entelektüel birikime yatırım yapılsa olmaz mı” dedik.

Dedi ki Osman Akın, “Yazılım vadisinde çalışanlar yemek yerken, çay kahve içerken birbirleriyle sohbet edecekler, birbirlerinden etkileşecekler.”

DEMEK Kİ ETKİLEŞEBİLİYORMUŞ?

“Gezme” konusu da şu:

Neden, yazılım konusunda mucizeler yaratan Hindistan’a değil de, Almanya ve Fransa’ya gidiliyor diye sormamız!

Uzman Emre Balcı açıkladı, ertesi gün de yayınladık: “Hintliler yazılımın işçisi. Hiç birisi beyaz yakalı değil.”

Hay hay… Dedik ki, çıraklığını, kalfalığını, ustalığını yapmadığımız bir işin patronluğunu yapma şansımız var mı?

Yok!

Üstelik Türkiye yazılımın işçisi bile değil daha…

Neyse…

Osman Akın ve facebook’taki paylaşımına destek verip bendenize hakaret yağdıranlar hem kendilerini yalanlamışlar, hem de beni haklı çıkarmışlar!

Nasıl mı?

ULUTEK’İ İŞLEVSEL HALE GETİRİN!

Fiziki mekana gereksinim olmaksızın, facebook platformunda bile etkileşim sağlanabildiğini göstermişler! Mükemmel bir etkileşim örneği olmuş, kutluyorum kendilerini!

Ayrıca, bugün itibariyle ULUTEK bünyesindeki firmaların yarısı yazılımcıymış. Bunu bizzat UÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek açıklamıştı. ULUTEK’e gidenler, pek çok firmanın ar-ge’ye verilen teşviklerden yararlanmak için buradan yer kiraladığını anlar, bazı ofislerin ardiye-depo olarak kullanıldığını görür! O nedenle öncelikle ULUTEK işlevsel hale getirilsin de yazılım vadisi kusur kalsın!

Hem, kerameti kendinden menkul, daha önceki görev ve girişimlerindeki başarısızlıklarıyla tanınan birilerine devletin parasıyla “makam, oyun ve rant alanı” yaratmayı, “Bursa’nın el frenleri devrede. Bursa’nın gelişmesine katkı sağlayacak güzel bir projeyi engellemeye çalışıyorlar” feveranıyla, doğru ve haklı kılamazsınız!

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

Yeme haram, düğümlenir bağırsağın
Öğütemez miden, patlar kursağın
Polisin, hakimin, savcın olsa da
30 Mart’ta bozulur halkla misağın

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır