Araştırmacı Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu ve basın şehitleri, Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) ile Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) öncülüğünde düzenlenen yürüyüşle anıldı.
Uğur Mumcu’nun evinden çıkarken uğradığı bombalı saldırı sonucu öldürülüşünün 18. yıldönümü olan 24 Ocak’ta Setbaşı Mahfel önünden başlayan yürüyüşe, gazeteciler, politikacılar ve sivil toplum örgütü üyeleri ile vatandaşlar katıldı.
Yüzlerce kişilik kortej, “Özgür basın susturulamaz”, “Mumcular ölmez”, “Katiller bulunsun, hesap sorulsun” şeklinde slogan atarak Atatürk Anıtı önüne kadar yürüdü.
Atatürk Anıtı’nda saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasının ardından konuşmalara geçildi.
Cinayetlerin arkasındaki karanlık güçlerin ortaya çıkarılması ve hukuk önünde hesap vermesi için toplandıklarını ifade eden Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı,
sürdürülen çabaların olumlu sonuç verdiğini söylemenin pek mümkün olmadığını belirtti. Kolaylı, şu konuşmayı yaptı:
“Bundan tam 18 yıl önce, ülkemizin aydınlık yüzü Uğur Mumcu evinin önünde katledildi. Mesleğimizin yüz akı olan Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü yılda doğan çocuklar, bugün bizimle omuz omuza anma etkinliğimize katılıyor. Ama katiller hala yakalanabilmiş değil.
24 Ocak 1993’den bu yana, eli kanlı katilerin ve arkalarındaki karanlık güçlerin ortaya çıkarılması için haykırıyoruz. Her yıl biraz daha güçlenerek meydanlarda oluyoruz, olmaya devam edeceğiz.
Bağımsız, laik ve demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti için bugüne kadar büyük bedeller ödendi, bundan sonra da bu uğurda bedeller ödemeye hazırız. Katledilen meslektaşlarımızı ne unutacağız, ne de unutturacağız.
Uğur Mumcu, bilimin, hukukun, demokrasinin insanı doğruya güzele götüren aydınlanmanın yılmaz savunucusu, aydın bir gazeteci, özgür bir kalemdi. Uğur Mumcu kendini şöyle tanımlardı: Ben, Atatürkçüyüm. Ben, cumhuriyetçiyim. Ben, laikim. Ben, anti-emperyalistim. Ben, tam bağımsız Türkiye’den yanayım. Ben, özgürlükçüyüm. Ben, insan hakları savunucusuyum. Ben, terörün karşısındayım. Ben; yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.
Uğur Mumcu, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” diyordu. Bu, onun gazetecilik ilkesiydi ve bu ilkesinden asla taviz vermedi. Tüm yazı ve çalışmalarında bu ilkeye sıkı sıkıya sadık kaldı. Üzerine gittiği her konuyu araştırdı, inceledi, belgeleri tek tek tasnif etti, doğruluğuna kesin olarak inandıktan sonra fikrini açıkladı.
Susturulan gazeteciler bu toprağın sesi ve rengiydi. Bu toprağın aydınlarına sahip çıkmadıkça, cinayetlerin ardındaki karanlığı aydınlatmadıkça ne Mumcular, ne Emeçler ne Aksoylar, ne İpekçiler, ne Üçoklar, ne Kışlalılar, ne de Dinkler yattığı yerde rahat edecek, edebilecek. Hapiste yatan meslektaşlarımız cezaevlerinden çıkana, katiller ve arkalarındaki karanlık güçler yakalanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şube Başkanı Cüneyt Önder de, gazetecilerin eşitlik, barış ve özgürlük yolunda, herkese insan hakları, her yerde demokrasi diyerek, aydınlanma ve bilimin ışığında uzun bir yürüyüşün yolcusu oldukları için öldürüldüğünü söyledi. Önder, “Onların mirasına sahip çıkıp bu yürüyüşü sürdürmek zorundayız. . Hepimiz çağdaş, evrensel değerlere sahip, demokrat, barışı ve çevreyi, temel hak ve özgürlükleri savunan insanlar olarak fikirlerimizi açıkça ortaya koymalıyız. Yani taraf olmalıyız” dedi. Önder, Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından basının baskı altına alınmak istendiğine de dikkat çekti.
Anma töreninde son olarak Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Gençlik Komisyonu Başkanı Aynur Oktem tarafından “Vurulduk ey halkım unutma bizi” şiiri okundu.

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır