TÜİK nüfus verilerini açıkladı ve “yetmişikibuçuk millet” olduğumuz resmen tescillendi!

Şaka elbette…

Türkiye’nin nüfusu 72.5 milyon… Deyimde kastedilen ise etnik köken…

Buçuk neyin nesi peki?

Deyimin hangi coğrafyada, hangi zamanda çıktığına dair kesin bilgi olmamakla birlikte, buçukla, milletten sayılmayan Çingeneler, yani Romanlar kastediliyor olsa gerek…

Kuvvetle muhtemel Osmanlı zamanında peydahlandı…

Çoklukla Türkiye’nin etnik kültür zenginliğini, bir başka deyişle toplumsal mozaiği tarif etmek için kullanılıyor. Ancak, buçuğun anlamı gündeme geldiğinde, hele “Ne mozaiği ulan!” dendiğinde, bir topluluğu aşağılama, küçümseme, dolayısıyla bir insanlık suçu oluşuyor.

İşin tuhaflığına bakın ki, AKP Hükümeti’nde Kürt açılımından sonra “Roman Açılımı”nı gündeme getiren Bursa Milletvekili Ali Koyuncu’nun söylediğine göre ülkemizdeki Roman nüfusu 2.5 milyon…

“Yetmişikibuçuk” ve “ikibuçuk” sayıları ile Roman açılımındaki son duruma ilişkin Koyuncu’nun görüşüne başvurayım diye aradım ama cep telefonunu meşgule düşürdü, konuşamadım.

Ama biliyoruz ki AKP Hükümeti, peşpeşe gerçekleştirdiği açılımlarla Türk siyasi ve toplumsal yaşamına damgasını vuruyor!

Hele, Roman açılımını Bursa Milletvekili Ali Koyuncu’nun gündeme getirmesi ve Devlet Bakanı Faruk Çelik’in sahiplenmesiyle 10 Aralık 2009 tarihinde “Roman Çalıştayı” düzenlenmiş olması, yerel siyasetçilerimizle duyduğumuz gururu da ikiye katladı!

Tabii, Manisa’nın Selendi ilçesinde yaşanan olay, kesinlikle bu iyi niyetli çabaları baltalamaya yönelikti! Yapanlar da, kesin olarak AKP’nin başarısını içine sindiremeyen muhalefetin militanlarıydı!

Zaten, “Kürt açılımı” dendiğinde Türkiye’yi derin bir korku tüneline sokan da muhalefetti! İktidar partisinin çabaları iyi niyetliydi, ne yazık ki bu çabalar provokatörlerce sabote ediliyordu.

Bu arada, Roman Çalıştayı’nın sonuç raporunda neler vardı biliyor musunuz?

Evet, Romanlar bugün insanlık suçu saydığımız ayrımcılığa uğramamalı…

…da, talepler “Cuma hutbelerinde Romanlar işlenmeli ve ders kitaplarında Romanlarla ilgili bilgilere yer verilmeli. Üniversitelerde Roman Enstitüleri kurulmalı. TOKİ, Romanlara çok katlı binalardaki geniş daireler yerine, yaşadıkları yerlerde bütçelerine uygun dar ancak bahçeli evler yapmalı” şeklinde de abartılmamalı…

Bakın ey hükümet edenler!

Kürt derken, Roman derken, yarın Çerkez’i, Laz’ı, Torbeş’i, Keldani’si çıkacak ve hepsi tutturacak, “kültürüm, kimliğim” demeye…

Altında kalacaksınız. Kalın, hiç umurumda değil de, bu milleti parça pinçik edecek, birbirine düşüreceksiniz… Yazıktır, günahtır…

Yapmanız gereken, dini köken ya da etnik kimliğin adını anmadan, evrensel temel insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan anayasal ve yasal düzenlemeler yapmak, bunları uygulamak…

Gerisi bölücülüktür, hainliktir.

Eğer bu tanımlama ağır geliyorsa, lütfen şapkanızı önünüze koyun ve bir değil, yetmişikibuçuk kere daha düşünün…

Yetmişikibuçuk kere düşünün!

İhsan BÖLÜK

ihsan@meydangazetesi.com.tr

TÜİK nüfus verilerini açıkladı ve “yetmişikibuçuk millet” olduğumuz resmen tescillendi!

Şaka elbette…

Türkiye’nin nüfusu 72.5 milyon… Deyimde kastedilen ise etnik köken…

Buçuk neyin nesi peki?

Deyimin hangi coğrafyada, hangi zamanda çıktığına dair kesin bilgi olmamakla birlikte, buçukla, milletten sayılmayan Çingeneler, yani Romanlar kastediliyor olsa gerek…

Kuvvetle muhtemel Osmanlı zamanında peydahlandı…

Çoklukla Türkiye’nin etnik kültür zenginliğini, bir başka deyişle toplumsal mozaiği tarif etmek için kullanılıyor. Ancak, buçuğun anlamı gündeme geldiğinde, hele “Ne mozaiği ulan!” dendiğinde, bir topluluğu aşağılama, küçümseme, dolayısıyla bir insanlık suçu oluşuyor.

İşin tuhaflığına bakın ki, AKP Hükümeti’nde Kürt açılımından sonra “Roman Açılımı”nı gündeme getiren Bursa Milletvekili Ali Koyuncu’nun söylediğine göre ülkemizdeki Roman nüfusu 2.5 milyon…

“Yetmişikibuçuk” ve “ikibuçuk” sayıları ile Roman açılımındaki son duruma ilişkin Koyuncu’nun görüşüne başvurayım diye aradım ama cep telefonunu meşgule düşürdü, konuşamadım.

Ama biliyoruz ki AKP Hükümeti, peşpeşe gerçekleştirdiği açılımlarla Türk siyasi ve toplumsal yaşamına damgasını vuruyor!

Hele, Roman açılımını Bursa Milletvekili Ali Koyuncu’nun gündeme getirmesi ve Devlet Bakanı Faruk Çelik’in sahiplenmesiyle 10 Aralık 2009 tarihinde “Roman Çalıştayı” düzenlenmiş olması, yerel siyasetçilerimizle duyduğumuz gururu da ikiye katladı!

Tabii, Manisa’nın Selendi ilçesinde yaşanan olay, kesinlikle bu iyi niyetli çabaları baltalamaya yönelikti! Yapanlar da, kesin olarak AKP’nin başarısını içine sindiremeyen muhalefetin militanlarıydı!

Zaten, “Kürt açılımı” dendiğinde Türkiye’yi derin bir korku tüneline sokan da muhalefetti! İktidar partisinin çabaları iyi niyetliydi, ne yazık ki bu çabalar provokatörlerce sabote ediliyordu.

Bu arada, Roman Çalıştayı’nın sonuç raporunda neler vardı biliyor musunuz?

Evet, Romanlar bugün insanlık suçu saydığımız ayrımcılığa uğramamalı…

…da, talepler “Cuma hutbelerinde Romanlar işlenmeli ve ders kitaplarında Romanlarla ilgili bilgilere yer verilmeli. Üniversitelerde Roman Enstitüleri kurulmalı. TOKİ, Romanlara çok katlı binalardaki geniş daireler yerine, yaşadıkları yerlerde bütçelerine uygun dar ancak bahçeli evler yapmalı” şeklinde de abartılmamalı…

Bakın ey hükümet edenler!

Kürt derken, Roman derken, yarın Çerkez’i, Laz’ı, Torbeş’i, Keldani’si çıkacak ve hepsi tutturacak, “kültürüm, kimliğim” demeye…

Altında kalacaksınız. Kalın, hiç umurumda değil de, bu milleti parça pinçik edecek, birbirine düşüreceksiniz… Yazıktır, günahtır…

Yapmanız gereken, dini köken ya da etnik kimliğin adını anmadan, evrensel temel insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alan anayasal ve yasal düzenlemeler yapmak, bunları uygulamak…

Gerisi bölücülüktür, hainliktir.

Eğer bu tanımlama ağır geliyorsa, lütfen şapkanızı önünüze koyun ve bir değil, yetmişikibuçuk kere daha düşünün…

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır