Benim çocuk dün sabah sitenin havuzuna indi. 10 dakika geçti geçmedi, geri geldi.
“Baba, havuza makarna atmışlar!”
Düşünmeden yanıtladım:
“Yüzme bilmeyenler için atmışlardır oğlum. Bir kenarda yüzseydin sen, niye geldin?”
“Baba, suda batmamak için kullanılan makarna değil, bildiğin domates soslu makarna!” diye karşıladı.
Ağzım açık kaldı.
“Nasıl yani!?”
Makarna durum buğdayından mı, yoksa daha kalitesiz bir undan mı yapılmış, sosu için salça mı, yoksa taze domates mi kullanılmış fazla ayrıntı veremedi bizim çocuk…
Yapan belli değil.
Tamam, sitemizi kameralarla donatıp güvenliği sağladık ama havuzu “etik olmaz” düşüncesiyle es geçtik.
Dolayısıyla, muhtemelen site sakinlerinden olan zanlıyı tespit etme şansımız yok.
Demek ki, havuzun tamamını gören bir kamera daha yerleştirmek elzem…

* * *

Toplu yaşamak kolay değil.
Emek istiyor, saygı istiyor, hoşgörü istiyor.
Hepsi tamam da, böylesine nasıl katlanılır?
Toplu yaşamanın kurallarından bihaber olanları eğitmenin yolu, onları “hizaya getirme” anlayışıyla, anladıkları dille yanıtlamaktan geçmiyor ne yazık ki…
Bu yol kullanıldığında çatışma çıkıyor, kan akıyor.
En sıcak örnek, kameraman arkadaşımız Metin Araç ve babasının başına gelenler…
Bursaspor TV kameramanı Metin Araç ve babası Sıddık Araç, oturdukları apartmanda yaşanan kavgada bıçaklanmıştı bundan 3 hafta önce…
Metin iyileşti ama babası Sıddık Araç dün hayatını kaybetti.
Apartman kavgası cinayetle sonuçlandı anlayacağınız…
Böyle acı bir olayın ardından arkadaşımıza başsağlığı dilemek, “acını paylaşıyorum” demek ne kadar yeterli olur bilmem…
Şu soruları sormadan da duramam…
Olaydan sonra gözaltına alınan zanlıların serbest bırakılmış olması, “kendi adaletini kendin sağla” düşüncesini daha da yaygınlaştırmayacak mı?
Hiç yoktan ölüm, insani duygularla hareket eden bilinçli bireyleri korkutarak daha duyarsız hale getirmeyecek mi?
Apartmanlarda yaşayanlar böyle bir olaydan olumlu ders çıkarıp daha dikkatli, daha saygılı, daha hoşgörülü olacaklar mı?
Hayır!
Olmuyor, olmayacaklar da!

* * *

Çok katlı apartmanlarda oturup, birbirimizin üzerinde hacet gideriyoruz. Komşumuzla aramızdaki diyalogların çerçevesini de ne yazık ki, “kubur”, “umur” ve “gurur” kavramları belirliyor çoklukla…
Yapmamız gereken şu olsa gerek…
Birbirimizi umursayalım, gururu bir kenara bırakalım ve elimizi daldırarak kubura düşürdüğümüz insanlığımızı geri alalım!

* * *

Bu bölüm, yazı gazeteye iletildikten 3 saat sonra eklenmiştir.
Sıddık Araç’ı bıçaklayan kişi ile yeğeninin, ölüm üzerine yeniden gözaltına alındığı bilgisiyle birlikte, söz konusu kavganın temelinde, apartmanda “etnik hakimiyet” sağlama çabalarının yattığı iddialarını aktarmakta yarar var.
İddia doğruysa…
…ve İnegöl’de, Hatay’da yaşananlarla birlikte değerlendirildiğinde durum çok ciddidir.

Ayrıca bakınız:

Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır