Popüler kültürün, tarihi gölgede bıraktığından yakınırız da, Kapadokya’nın “Asmalı Konak”, Mardin’in “Sıla”, Cumalıkızık’ın da “Kınalı Kar” adlı televizyon dizileri sayesinde popülaritesinin arttığını inkâr edemeyiz.

Turizmci dostumuz Kadir Genç, “Asmalı Konak” furyası zamanında Kapadokya’ya çok sayıda tur düzenlediğini, çoğunlukla kadınların bulunduğu grupların, dizinin çevrildiği konaktan başka, bölgede görülmesi gereken pek çok doğal değeri pas geçtiğini anlatmıştı bir aralar…

Kapadokya ve Mardin, hem iç hem de dış turizmden hak ettikleri, belki de fazlasını alıyorlardı ama Cumalıkızık ve dolayısıyla Bursa için aynı şeyi söylemek olanaksızdı.

Arabesk içeriğinden dolayı küçümsesek de, “Kınalı Kar” dizisinin, Cumalıkızık’ın tanınırlığını artırdığını kabul ediyoruz.

Zaten mahalledeki turizm hizmetlerinin, bu diziden sonra yoğunlaşan iç turist sayısına bağlı olarak nicelik ve niteliğinin arttığını gözlemledik geçen zamanda…

Bursa’nın sahip olduğu tek değer Cumalıkızık mı peki?

Elbette değil…

Daha 4 tane var…

…da, bunlardan ikisi olan Değirmenlikızık ve Fidyekızık, büyükşehir cangılında yok olup gitti. Elde kalan Cumalıkızık ile birlikte Hamamlıkızık ile Derekızık mahalleleri… Bunlarda da bozulma var ya neyse…

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin tarihi mirasa sahip çıkma anlayışı çerçevesinde hazırlanan “Uludağ’ın Beşbirliği, Bursa Kızık Köyleri” adlı kitap, tarihçiler için derli toplu bir kaynak haline gelmiş… Editörlüğünü Bursa Araştırmaları Vakfı’ndan Raif Kaplanoğlu ile Büyükşehir Belediyesi’nden Aziz Elbas’ın yaptığı kitabın tanıtımı bugün Fidyekızık Meydanı’nda Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe tarafından yapılacak.

Kitap, Altepe’nin Osmangazi Belediye Başkanı iken başlattığı “Bizim Mahalle”, “Bizim Köy” ve “Bizim Çarşı” projelerinin bir uzantısı aslında…

Ortak tarihsel özellikleri nedeniyle bir arada ele alınan Kızık köyleriyle ilgili çok detaylı bilgiler yer alıyor kitapta…

Prof. Yusuf Oğuzoğlu, Esat Uluumay, Prof. Mefail Hızlı, Prof. Osman Çetin, ki Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin bu iki öğretim üyesinin, geçen hafta tanıtımı yapılan Bursa Kütüğü adlı eserde de imzaları var; Dr. Mine Akkuş, Dr. Doğan Yavaş, Özer Güleç, Yrd. Doç. Bedri Mermutlu, Yrd. Doç. Sezai Sevim ve Zehra Anbartepe’nin derin araştırma ürünü yazılarıyla ortaya çıkan eserde, yüzyıllar öncesinin izlerini bulmak olanaklı…

…da işte insanın canı sıkılıyor, o güzelim tarihi evlerin yerinde biçimsiz, çirkin mi çirkin beton yığınlarını görünce… “Beşibirlik”in ikisinin “teneke”ye dönüşmüş olması çok acı…

Teselli, Başkan Altepe’nin tarih bilinci ve kitabın sunuşunda verdiği söz:

“Bu noktadan sonra bu köyler betondan uzak yeşilin korunduğu geleneksel tarım üretimlerinin yapıldığı yerler olarak kent turizmine sunularak bu mecrada önemli bir yer edinmeleri sağlanacaktır.”

İnşaallah!..

Bu arada bir özür borcumuz var.

Geçen hafta Bursa Kütüğü ile ilgili düştüğümüz notta bir hata yapmışız. UÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara arayıp uyardı. Esere katkısı nedeniyle Bursa Ticaret Borsası Başkanı Rıza Aydın’a teşekkür edilmediğini yazmıştık. Meğer 23. sayfada edilmiş. Fark edememişiz, özür dileriz.

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır