Hadi bir tekerleme yapalım bugün…

Siz de paronayaklaştırdıklarımızdan mısınız?

(Çıkış noktamız, kozmik oda incelemesinden sonra Ankara’da ortaya çıkan takip paranoyası ki bu, TSK’ya yönelik psikolojik ve fiili yıpratma harekatının aşamalarında yer alan herkesi kapsıyor.)

* * *

Teşhis: “Paranoid toplumsal bozukluk”

Not: Psikolojide böyle bir tanımlama yok… “Paranoid kişilik bozukluğu” olarak bilinen hastalığın adını, ele aldığımız konu gereği bu şekilde uyarladık… Ancak psikoloji bilimi, paranoid kişilik bozukluğu yaşayanların, tarikat ya da gruplar oluşturduğu sonucuna varmış… O nedenle, “paranoid toplumsal bozukluk” tanımını kullanmakta sakınca yok…

Kişilere endekslendiğinde hastalığın belirtileri şöyle:

Bu hastalığın temelinde başkalarına karşı duyulan güvensizlik ve kuşkuculuk yatar. Kişi kuşkularını, tartışarak, şikayet ederek ya da agresiflik ile ifade eder. Paranoid kişiler görüntüde soğuk, objektif ve mantıklı gibi görünebilirler ama genelde saldırgan, inatçı ve sarkastik (alaycı, ironik) davranırlar. Başkaları hakkında negatif yargılar geliştirebilir ve kendileri gibi paranoid inançların paylaşıldığı tarikatlara ya da gruplara üye olabilirler.
Paranoid kişilik ilk olarak çocuklukta ve ergenlik döneminde ortaya çıkar. Belirtileri yalnızlık, arkadaş edinememek, aşırı hassas olmak, tuhaf düşünceler ve fantaziler olarak görülür.
Bu kişiler kendilerini iki zıt şekilde görürler: Bir taraftan davranışları ukalaca ve kendini beğenmişçe olmasına rağmen diğer taraftan küçük düşmeye ve aşağılanmaya karşı savunmasızdırlar. Bu kişiler genelde kendilerini dürüst, adil ve doğru olarak görürler fakat başkalarının kendilerini yanlış anladıklarına inandıkları için güç kullanarak kendilerini göstermeye çalışırlar. Her zaman diğer insanlar hatalı, kendileri doğrudur.”

Bu tanımlamaya uyanları gözünüzün önüne getirin hele… Özellikle de TSK’ya karşı alerjisi olanlarla, müridi, militanı oldukları tarikat ve grupları…

Çok bilinen, ünlü ve hemen her gün televizyonlarda izlediğimiz tanıdık isimler var değil mi?

Bakın bu kişilerin dikkat çeken davranışları nelermiş:

Başarısızlıktan ve aşağılanmaktan aşırı derecede korkma; Karşılaştığı kötü davranışları asla affetmemek, kin tutmak; Kuşkuculuk, kıskançlık, çekememezlik; Sorumluluktan ve suçu üstlenmekten kaçınmak; En sıradan davranışların bile kötü amaçlı olduğunu düşünmek; İnsanların sadık olmadığına dair sürekli şüphe duymak, kimseye güvenmemek; Kendini korumak için aşırı ve saldırgan bir tarz ile hareket etmek; Başkalarını suçlamak; Sabit fikirli, inatçı ve katı bir yapıda olmak; Kızmaya, öfkelenmeye ve agresifleşmeye hazır olmak; Otoriteye karşı başkaldırma; Ukalalık, kendine aşırı güven, herkesten üstün olduğuna inanmak; Yalan söylemeye ve gerçekleri farklı göstermeye eğilim…

Birilerini hatırlatıyor mu, ne dersiniz?

Tedavi mi dediniz?

İşte bu olanaksız görünüyor…

Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekirmiş…

Kime göre?

Makalesinden, izin alarak yararlandığımız Psikoterapist Çiğdem Alper’e…

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır