Bizim ekonomimiz krizlere karşı şerbetlenmiş olmalı ki, her biri piyasaları dalga dalga dalgalandıracak olaylara karşın işler tıkırındaymış gibi bir hava oluşuyor.

Borsa düşeceği yerde rekorlar kırabiliyor, döviz fiyatları stabil kalabiliyor… Öbür tarafta iç ve dış borç katlanıyor, sanayide kapasite kullanımı düşüyor, işyerleri kapanıyor, işsizlik oranları rekorlar kırabiliyor, AB hedefine ilerlemede en ufak bir adım atılmıyor tersine rota doğuya çevriliyor…

İlginç…

“Hükümetin çok başarılı ekonomik politikalar uyguladığından mıdır” derseniz, elbette değil…

İşte bir bir sayıyoruz…

İç ve dış toplam borç miktarı 400 milyar lira dolayında…

İşsizlik oranı en son yüzde 13’müydü, 15’miydi neydi?

Mesela kasım ayında açıklanan sanayi üretim endeksi verileri de hem önceki aya, hem de önceki yılın aynı ayına göre azalmış…

TÜİK tarafından en son dün açıklanan veriye göre açılan/kapanan şirket istatistiklerinde de durum parlak değil…

2009 yılında; 2008 yılına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı yüzde 9,2, aynı süreçte kurulan ticaret ünvanlı işyeri sayısı da yüzde 5,1 azalmış… Bu azalmayla birlikte kapanan şirket ve kooperatiflerin oranı yüzde 8,5 oranında artmış, ticaret unvanlı işyerlerindeki kapanma oranı da yüzde 13,2 azalmış…

Bunların hepsi krizin belirtileri…

En çarpıcı olanı da adliyelerde beliriyor… İcra dairelerinde… Dolaplara sığmayıp, koridorlarda istiflenen icra dosyalarında…

En çok işçinin, Türk otomotiv endüstrisinin merkezi haline gelen Bursa’da işsiz kaldığı biliniyor. Daha geçenlerde açıklandı, 2009 yılında Bursa’da icralık olanların sayısı 261 bin 487…

2008’den devreden 352 bin 950 dosya ile birlikte icra müdürlüklerinde 614 bin 437 dosya işlem görmüş… Bunlardan 157 bin 950’sinde karar çıkmış, 456 bin 487’si de 2010’a devretmiş…

Koridorlara taşan icra dosyalarında aslan payı bankaların… Önceki yıllarda cep telefonu faturalarından ötürü GSM şirketleri müşterilerini icraya veriyormuş çoklukla, ancak 2009’da bankalar açık ara öne geçmiş…

Oran yüzde 95…

Sonra sırasıyla telefon faturalarından ötürü GSM ve Türk Telekom şirketleri, doğalgaz, elektrik ve diğerleri geliyormuş…

Böylesine karamsar bir tablo içinde, hükümetin takdir ettiğim öyle bir duruşu var ki, o da bozulmak üzere… Görülen o ki, IMF’ye karşı direnç kırılmış… Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, akademisyen ekonomi yazarlarıyla yaptığı toplantıda bunun işaretlerini vermiş…

IMF’den alınacak parayla da iç borcun azaltılması planlanıyormuş…

Klasikler arasında yer alan “Borç alan emir alır” sözünü hatırlayalım ve alınacak borçla birlikte geleceklere bir bakalım…

Gerçi hükümetin, stand-by olmaksızın yürüttüğü uygulamaları, IMF politikalarını aratmadı şimdiye kadar…

Hele bir de 2 yıllık stand-by imzalanırsa siz o zaman görün, Hanya’yı Konya’yı!

Ayrıca bakınız:

Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır