6 şehit daha!
Sadece o kadar!
Değişen, terörle mücadele istatistiklerindeki rakamlar!
Belki analarını da ekleyebilirsiniz o istatistiklere!
“Bu kadar şehit, bir o kadar da şehit anası demek” diye…
Peki!
O anaların akıttığı gözyaşının, yüreklerindeki yangının istatistiğini tutabilen var mı?
Nazım’ın, Dino’ya “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diye sorduğu gibi, “Sen, şehit analarının gözyaşı istatistiğini tutabilir misin ey TÜİK?” diye sormak lazım!

* * *

Dün sabah saatlerinde, 30 yıldır süren kirli bir savaşta 6 şehit daha verdiğimizi duyunca içim karardı. Gözlerim ıslandı.
Haberi aldıktan sonra karşıma ilk çıkan genç Adliye önündeki otopark görevlisiydi.
“Günaydın” demek gelmedi içimden…
“Askerliğini yaptın mı?” diye sordum.
“Yaptım abi” diye yanıtladı…
Meraklandırmadım, söyledim 6 şehit daha verdiğimizi… Üzüldü…
Niye söyledim ki?
Hiç tanımadığım vatan evlatlarının ölüm haberiyle içimde oluşan acıyı hafifletmek için…
“Acılar paylaşılınca azalır” diye bellemiştik ya…
Sonra birkaç kişiyle daha paylaşıp, tüy gibi hafiflettik birbirimizi!
Peki, analar nasıl hafifletecek acılarını, bileniniz var mı?

* * *

Geçen hafta tatil yolunda iki farklı slogan dikkatimi çekti.
Biri, İzmir civarında bir askeri birliğin nizamiyesindeki slogandı. Siyaset kurumunun TSK’yı yıpratmasını protesto eder bir mesaj içeriyordu sanki… Araç kullandığım için not alma şansım olmadı.
İkinci slogan yine Ege’deydi… Hangi il sınırlarındaydı bilmiyorum, “Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye” sloganı bir tepeye yazılmıştı.
Bu slogan, geçen yılki 30 Ağustos kutlamaları için Genelkurmay tarafından bastırılan afişlerde yer almış, ne var ki hükümet acayip rahatsız olmuştu.
Rahatsızlığın nedeni, sloganın, sözde Ergenekon terör örgütü tutuklamalarının askerler üzerinde yoğunlaştığı dönemde ortaya çıkmasıydı.
Genelkurmay Başkanlığı, eleştiriler üzerine sloganı geçen ay değiştirdi ve “Güçlü Türkiye”yi, “Güçlü Ordu”nun önüne alarak “Güçlü Türkiye, Güçlü Ordu” yaptı…
Peki, Ak Partililer TSK ile slogan savaşını kazandı da, Türkiye gerçekten güçlendi mi?

* * *

Ve 12 Eylül!
1980’de darbeci ordunun kanatları altında yeşeren, boy salan bugünün iktidarı siyasal düşüncenin, 12 Eylül 2010’da halkın önüne koyacağı Anayasa değişikliğine “evet” dedirtebilmek için nasıl da hedef saptırdığını görmek o kadar da zor değil…
O siyasal düşüncenin, 1982’de darbe anayasasına yüzde 82,7 oranında evet oyu veren bu halktan 12 Eylül darbecilerini yargılamak için evet oyu istemesinin yarattığı çelişki de kabak gibi ortada…
Ve yine o düşüncenin iktidarı, aynı anayasa değişikliği paketiyle demokrasinin teminatı olan yargıyı siyaset kurumunun oyuncağı haline getireceğini nasıl da gizliyor, görmüyor musunuz?

Ayrıca bakınız:

Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır