Fransa’da son günlerde yaşanan ve bizzat Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin müdahil olduğu bir tartışmanın tam göbeğinde Bursa var…

Nedeni, Renault’nun, Clio IV modeli üretimini 2011 yılında Bursa fabrikasına verecek olması…

Renault ilk kez yapmıyor bunu… Daha önce de pek çok modelin üretimini Bursa fabrikasına bıraktı. Hatta geleceğin otomobili elektrikli Fluence’ın bile Bursa fabrikasında üretileceğini duyurdu. Mesela, Megan III olarak bilinen yeni hatchback de kısmen Bursa’ya bırakıldı.

…da, niye kıyamet Clio IV’te koptu?

Anlaşılması zor bir durum değil.

Global ekonomik krizden nasibini büyük oranda alan Fransa, kendini toparlayabilmiş değil. Ülke, devlet ve özel sektör dış borç toplamında ABD, İngiltere ve Almanya’dan sonra 5 trilyon dolarla 4. sırada bulunuyor. Toplam dış borcun GSYH’ya oranı bakımından da Fransa’nın durumu parlak değil. Kişi başı ulusal gelirin 78 bin dolar düzeyinde olduğu ülkede geriye gidiş sürüyor.

Ufukta iyileşme de görülmüyor ki, Cumhurbaşkanı Sarkozy bile hop oturup hop kalkmış…

“Biz burada devletin kasasından otomotiv sektörüne destek çıkarken, siz nasıl olur da üretimi Türkiye’ye bırakırsınız?”

Aslında Sarkozy’yi harekete geçiren Fransa Genel İşçi Konfederasyonu’nun (CGT – Confédération Générale du Travail) otomotiv işkolundaki şubesi…

Sendikacılar, bu ekonomik krizde Renault’nun en çok satacak bir modelini Türkiye’ye bırakma girişimini duyar duymaz ayaklanmışlar. Gerekçe de, ciddi işsizlik yaratacak olması…

Renault’nun Bursa fabrikası, İspanya’nın da hedefinde… Zira Renault’nun bu ülkede de fabrikası bulunuyor. Bursa fabrikasının daha çok tercih edilmesi İspanya’yı da aynı gerekçelerle korkutuyor.

Ancak, Fransız gazetelerine yansıyan haberlere göre Renault yetkilileri, Clio üretiminin tamamen Türkiye’ye bırakılacağı haberini doğrulamamışlar. Daha doğrusu görüşmelerin sürdüğünü, henüz karar verilmediğini bildirmişler.

Şimdi Bursa’nın böyle bir konuda hedefte olması iyi bişey mi!?

Bir bakıma iyi, bir bakıma kötü…

İyi tarafı şu: Global krizde iş olsun da nasıl olursa olsun!

Kötü tarafı da şu: Renault’nun üst düzey yöneticileri Bursalılar’ı çok sevdiğinden ötürü göndermiyor yeni modelleri… Zira Türkiye koşullarında maliyetin yüzde 10 daha ucuz olduğunu kendileri ifade ediyor. Yani Türk işçisinin sırtından veya diğer avantajlardan ötürü yüzde 10 daha fazla kazanıyorlar.

Peki, Bursalı işçi şikayetçi mi bundan?

Değil elbette… Geçen yıl yüz binlerce kişi kapının önüne konmuşken, kayıt altındaki işsizlerin oranı yüzde 15 düzeyine ulaşmışken varsın iş olsun… Olsun ki eve ekmek götürmeye, çarkı döndürmeye devam edelim!

İşte; devleti, milleti, ırkı, cinsiyeti olmayan kapitalizmin de aradığı bu…

Zaten Renault, kartları çok açık oynuyor. Sektörde Çin ve Hindistan’a karşı kalkan olarak AB üyesi ülkelerdeki fabrikalarını kullanma şansı olmadığını çok iyi biliyor. Bunun için Türkiye, Romanya ve Fas fabrikaları var ki, bunların içinde en stratejik olanın Türkiye, yani Bursa fabrikası olduğunu açıkça ifade ediyorlar.

Renault Bursa fabrikası üç vardiya tam kapasite çalışıyor şu anda… Gelişmelerden ötürü çalışanlar da heyecanlı… Bakalım Fransa’daki mücadele nasıl sonuçlanacak?

Ayrıca bakınız:

Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır