Türkçe yetersiz bir dil… Daha çok geliştirilmesi gerekiyor… Aynı kelimenin, hatta aynı cümleciklerin birden çok anlamı vardır Türkçe’de…

Deli olma!

Örneğin bu iki kelimeden iki anlam çıkarabilirsiniz.

Birincisi, emir kipinde ele alınabilir. Saçma sapan konuşan ya da kendimizce akıl dışı tavır sergileyen birine “deli olma” deriz…

İkinci anlamında ise durum tespiti vardır:

Deli olma durumu…

Erasmus’un “Deliliğe Övgü”sü kıvamında bir eser çıkmayacak ortaya belki ama deliliğe övgü bulacaksınız yazının bundan sonraki bölümünde…

Vallahi kıskanıyorum Deli Ayten’i!

1992 yılında ölen ve Pınarbaşı Mezarlığı’na defnedilen Deli Ayten’in mezarı, Osmangazi Belediyesi’nin DSP’li başkanı Hilmi Şensoy zamanında yaptırılmıştı.

Recep Altepe de Osmangazi Belediye Başkanlığı döneminde, Kamberler Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm çalışmaları çerçevesinde Deli Ayten’in heyeklini yaptırıp, parkın ortasına yerleştirmişti.

Bunlar bildiğimiz şeylerdi… Ama facebook’ta “Deli Ayten’i Tanıyanlar” grubu oluşturulmuş ve üye sayısı bin 500’ü aşmış…

Eski meslektaşlarımdan Tayfun Ayder’in daveti üzerine katıldım gruba… Delilik üzerine acayip felsefi mesajlar eklenmiş, Deli Ayten’in meşhur fotoğrafının altına…

İşte bir tanesi:

“Günümüz insanının anladığı manada bir deli değildi o… Nostaljinin, ibret olmanın bir delisiydi kendisi…”

Ve bir başkası:

“Benim pmd (psiko manik depresif) bipolar – duygulanım bozukluğum var… Bursa’da tekstil okudum… Deli Ayten’i görmeden çok etkilendim… Birkaç yazı okuyup bu gruba üye oldum. Deli Ayten ve aşka çok inanıyorum…”

Hele şunlara bir bakın:

“Hem korkardım, hem de severdim. Sıradan değildi, delinin de karizmatiği olur mu, olur…”

“Çocukken korktuğum kişiyi şimdi özlemle anıyorum. Sanki erkeklere ‘ah yavrum deyişi’ kulaklarımda… Uzak olduğum için midir nedir, delisi bile bir başkadır güzel Bursamın…”

“Merhum Deli Ayten’i tanımak; (Yaşı müsait olanlar için) Aşkı, insan sevgisini, vefayı, saflığı, kent sevgisini, yalnızlığı tanımaktır. Deli Ayten’i tanımak; Bursalı olduğunu ispat etmektir.”

En çarpıcı olanı da bir sigortacının anısı:

“1984 senesinde Halk Sigorta’da çalışırken, acentelere teminatlar konusunda eğitim veriliyordu. Eğitimi veren kişi cam kırılması teminatıyla ilgili riskleri anlatırken, bir acentemiz ‘bir de Bursa’da Ayten riski var’ dedi. Gülüşmeler oldu, eğitimci de ‘tabi tabi’ diyerek destekledi. Kahve arası mola verildi... Eğitimi veren İstanbullu arkadaş yanıma yaklaştı; ‘Çok hoş yahu’ dedi. ‘Lodos fırtınasına ne güzel yakıştırmışsınız.’ Gülerken boğulacaktım. ‘O fırtınaya verilen isim değil, O Bursa’nın Deli Ayten’i, kızarsa camı çerçeveyi indirir’ diyebildim. Yaa rahmetli Deli Ayten, sigortacılara da böyle tatlı bir riskti.”

Bundan Bursa’da lodostan bahsederken “Deli Ayten” diyelim de, o ılık rüzgarla yaşatalım Deli Ayten’i…

Ayrıca bakınız:

Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır