Atatürk’ün hiç uçağa binmediğini, binmeye kalkıştığı ancak binmediği uçağın gözleri önünde düşerek tabuta dönüştüğünü biliyor muydunuz?
Peki ya, Adnan Menderes’in Londra’da düşen uçaktan kurtulduktan sonra yaşadıklarını?
Bunları bilmiyorsanız, Enver Paşa’nın uçakla kaç kez düştüğünü de bilmiyorsunuzdur…
Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski’yi taşıyan uçağın düşmesi, son günlerde elimin altında bulunan Sunay Akın’ın “Ay Hırsızı” kitabında hikâyeleştirilen olaylarla örtüştü…
Anlaşıldığı üzere bu yazı Ay Hırsızı’ndan hırsızlama olacak!
Üstat Sunay Akın’a sevgi ve saygılarla…
Önce Mustafa Kemal…
Mustafa Kemal 1910 yılında, Ali Rıza Paşa ile birlikte Picardie manevralarını izlemek üzere Paris’e gider. Manevralar sonunda, uçuşa katılan uçaklara yabancı subaylardan isteyenlerin binebileceği duyurulur. Mustafa Kemal, gönüllü olarak öne çıkmıştır ki, Ali Rıza Paşa bileğini tutarak vazgeçmesini ister.
O gün, Mustafa Kemalsiz havalanan uçak, nazlı nazlı bir tur atar bulutların arasında. Ama aniden hızla yükseklik kaybetmeye başlayan uçak yere çakılır ve bir tabuta dönüşür!..
Atatürk’ün uçağa binmemesinin nedeni, gözleri önünde yaşanan bu korkunç kaza olsa gerek. Kim bilir kaç kere, uçağa binmeye karar verip, Ali Rıza Paşa’nın elini bileğinde hissederek vazgeçmiştir!..
Şimdi de Adnan Menderes…
Düşen, Türk Hava Yolları’na ait Viscount tipi ‘SEV’ adlı uçaktır. Başbakan (Adnan Menderes) ve heyeti 17 Şubat 1959’da, bağımsız Kıbrıs devletini kuracak olan anlaşmayı imzalamak için Londra’ya gitmek üzere İstanbul’dan havalanırlar…
Akşam 19:00’da (iniş sırasında) SEV uçağı saklambaç oyununda gizlendiği pencere tülüne dolanan bir çocuk gibi sisten kurtulmak, havaalanına inmek için alçalmaktadır… Yolcular, çam ağaçlarına çok yakın olduklarını anladıklarında, her şey için çok geçtir…
Demokrat Parti Sakarya Milletvekili Rifat Kadızade, Adnan Menderes’in enkazın içinde baş aşağı asılı kaldığını görünce yanına koşar hemen… Kadızade, Başbakan’ın sıkışan ayağını kurtardıktan sonra, Şefik Fenmen’in de yardımıyla, uçaktan kopan ve ters dönen kuyruk kısmından dışarı çıkarır.
Uçağın enkazına ilk ulaşan, kaza yerine en yakın çiftlikte oturan Bailey Ailesi olur. Elizabeth Bailey’in eski bir hemşire olması hayattaki yolcular için ikinci bir şans olsa da, ambulanslar olay yerine iki saat sonra gelir.
Elizabeth Bailey’in pansuman yaptığı Menderes, şok halinde olduğu için konuşamamıştır.
Ve Enver Paşa’nın hikâyesi…
Kurtuluş mücadelesi sırasında Berlin’de bulunan Enver Paşa, Türklere destek olan Rusya’ya gitmeye karar verir. Kara ve deniz yolu hem uzun hem de tehlikeli olduğundan, tek çare hava yoludur.
Enver Paşa ve Doktor Bahattin Şakir Bey’i taşıyan uçağın pilotu, işgal altında olan Letonya ve Estonya semalarından geçerken top atışıyla vurulmamak için yüksek irtifadan uçar, ancak bulutlar arasında yön bulma zorluğu çeker. Alçaldığında ise motor durur ve Kovno kenti yakınlarında düşerler. Uçak paramparça olur. Yaralı halde kurtulan Enver Paşa ve beraberindekiler esir alınır. Bolşevik olup olmadıklarının tespiti için günlerce beklenirken Enver Paşa, kendilerine nezaret eden askeri kandırır, bir de Alman pilot ayarlayarak Berlin’e geri döner… Moskova’ya gitmek için bir uçak daha bulur. O da düşer, ondan da kurtulur. Üçüncü deneme öncesi tecrübe uçuşu yaptırdığı uçak da düşer. Dördüncü deneme de başarısız olur, motor sesini beğenmediği için geri döndürür. Beşinci uçuş da kazayla sonuçlanır. Enver Paşa ve beraberindekiler yine kurtulur…
Altıncı deneme ve Rusya’ya varışı da anlatacak değiliz.
Hırsızlamanın bu kadarı da fazla olur!
O nedenle alın bir “Ay Hırsızı” okuyun canım…

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır