Türkiye’de pek çok kavramın içinin boşaltıldığı, pek çoğunun anlamının değiştirildiği bir dönemden geçiyoruz.

Mesela yeni kurulan Bursa merkezli TESİAD (Tekstil Sanayicileri ve İşadamları Derneği) Başkanı Cüneyt Dizdar’ın söylediğine takılmamak elde değil…

“Sektörün sorunlarını tespit edeceğiz, çözmek için çözüm önerilerimizi ortaya koyacağız ve idareyle işbirliği yapacağız. Muhalefet olmayacağız!”

“Açın bunu biraz” dedim, “Kimseyle kavga etmeyeceğiz. Konuşa konuşa çözeceğiz sorunları…” gibi bir şeyler söyledi. Anladım ki Türkiye’de “muhalefet” sözcüğü “kavga” ile eş anlamlı hale gelmiş/getirilmiş… Hele bunu, Bursa’da şaşırtacak şekilde medyaya yatırım yapan, Rumeli Derneği Başkanlığı’na seçilen, şimdi de TESİAD Başkanı olarak karşımıza çıkan birinden duymak daha dikkat çekici…

Oysa biliyoruz ki muhalefet, kelime anlamı itibariyle “herhangi bir tutum, davranış veya görüşe karşı olanlar topluluğu” demek…

Eğer örgütlenme özgürlüğünden yararlanıp “çıkarbirliği”nde olunan kimselerle dernekleşme ihtiyacı hissediyorsanız, bu sizin muhalif tarafınızı gösterir.

Bu durumda “Muhalefet olmayacağız” demek, olsa olsa siyasi iktidara selam mesajıdır, “Biz sizdeniz” demektir…

Hem, her şey güllük gülistanlık olsa kim gereksinim duyar ki böylesi bir örgütlenmeye?

Zaten sosyal bilimcilerin pek çoğu da, sivil toplum örgütlenmesinin varlığını, devlet karşıtlığına bağlıyor. Bir başka deyişle, sivil toplumun varlık ve anlamını devlet karşısında kazandığına vurgu yapılıyor.

Uludağ Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay’ın 1995 tarihinde yayınlanan “Postmodernite, Sivil Toplum ve İslam” adlı kitabında ise sivil toplum, “bireyin devlet ya da müesses (kurulu) nizam karşısında kendini koruması ve geliştirmesine yönelik organizasyonel bir faaliyet alanıdır” diye tanımlanıyor.

* * *

Bakıyorsunuz Bulgaristan’da da fabrikası bulunan Cüneyt Dizdar, bu ülkedeki elektrik fiyatının Türkiye’dekine oranla 1/3 oranında ucuz olduğunu söylüyor ve bundan ötürü rekabet edemediklerini ifade ediyor.

Bu durumun düzeltilmesi için elbette devletle kavga etmeyecek Dizdar…

…da ne yapacak?

Yapması gereken şu:

Bu durumdan mustarip olan üyeleriyle bir araya gelecek, elektrik fiyatını yüksek tutan hükümet üzerinde baskı unsuru yaratacak…

Bunu da anladığımız kadarıyla kapalı kapılar ardında, makam odalarında, toplantı salonlarında ceket ilikleyerek “Sayın bakanım, sayın milletvekilim, sayın genel müdürüm” gibi hitaplarla başlayan “Değerli vakitlerinizi almak istemeyiz. Naçizane tekstil sektörünün en önemli sorunu olan elektrik fiyatlarıyla ilgili talebimizi ve bu konudaki çözüm önerilerimizi bir dosyada topladık. Destek ve yardımlarınızı bekliyoruz efendim” şeklinde cümlelerle yapacak…

Bu yöntemler yıllardan beri kullanılıyor Cüneyt Bey… Sonuç alınsaydı, alınırdı şimdiye kadar… Sesinizi yükseltin biraz, muhalefet edin!

Boynu bükük ağlamaklı ifadeyle değil, yüksek perdeden ağlayarak elde edebilirsiniz istediklerinizi…

Ağlamayan çocuğa da meme vermezler biliyorsunuz…

Ağlamayı, muhalefet=kavga sayıyorsanız eğer, aç kaldınız demektir.

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır